Radyo ve televizyon programcılığı, gazetecilik, yazarlık gibi bir çok alanda çalışmalar yapan, samimi, güleryüzlü ve hoş sohbeti olan  bir isim: Kalust Şalcıoğlu 

“Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte hayatımızda ne gibi değişiklikler oldu, sosyal medyanın tehlikeleri neler, sosyal medyanın bilinçsiz kullanılması bireysel ilişkileri ve kontağı azaltır mı?”  Şalcıoğlu, tüm bu merak edilen soruları yanıtladı. Usta isim üniversite öğrencilerine de önemli ipuçları verdi. 

Başarılı ismin keyifle okuyacağınız yazılarına ve diğer bilgilerine www.kalustsalcioglu.com adresinden ulaşabilirsiniz.

-Kalust Şalcıoğlu kimdir, kendinizi tanıtabilir misiniz?

Kalust Şalcıoğlu İnşaat Mühendisliği okumuş, gazetecilik ve televizyonculuk yapan, siyaset koçluğu ile hayatını idame ettiren, 7/24 çalışan birisidir. (Gülüyor)

Ev hanımları haricindeki hemen hemen tüm insanların, bildiğin üz’re çalışmaya ihtiyaçları var.Özetle herkesin bir özel hayatı, bir de iş hayatı var. Kendimi anlatıyorum o zaman:

Kalust’un özel hayatı yok denecek kadar azdır, hatta hiç yoktur. Dersen ki “Doğru mu bu?”

Kişiden kişiye değişir; hayat matematik gibi değil yani “mutlak” doğruları yok.

Ben çalışarak mutluyum.

-İlerleyen dönemlerde hayata geçireceğiniz projeleriniz var mı? Siyasete atılmayı düşünüyor musunuz?

İşle ilgili çok “takıntı”larım yok. İyi kazanıyorum; ölene kadar da kazanacağım inş’Allah. Çok çalışıyorum çünkü ve para için çalışmıyorum, sevdiğim işi ve en iyi yapabileceğime inandığım işi yapıyorum. Akabinde para geliyor zaten.

Siyaset konusuna gelince, “yerel siyaset” bana göre değil. Her ne kadar demokratik olarak milletvekilleri “seçilse” de iyi bir siyasi “vizyonu” olan seçmen, kimin seçilip seçilmeyeceğini tahmin edebiliyor zaten. Hele siyasete atılan akıllı bir “politikacı”ysanız seçim öncesi “kader”inizi bilirsiniz.

Ben de milletvekili olabileceğimi “hissettiğim” gün olacağım. Biraz daha zaman gerekiyor.

-Radyo ve televizyon programcılığı, yazarlık, gazetecilik gibi alanlarda etkin isimlerden birisiniz. Bu işte başarılı olmanın sırları neler?

Herkes merak ediyor tabi nasıl bu kadar başarılı olduğumu. Bu işin iki adımı var:

İlki marka yönetimi. Sorduğun soruyla ve meslek dalıyla ilgili, sektördeki insanların hemen hepsinin atlamış oldukları bir detay var… Kimi yazılı medyada, kimi görsel medyada, kimi işitselde, kimi de dijitalde “marka. Bu alanların her birinde “marka” olan yüzlerce medya mensubu var. Ama hepsinde etkin olan kimse pek yok. Ben marka entegrasyonumu dört mecrada da yapıyorum ve her biri birbirini destekliyor.

İkincisi de alçak gönüllülük. Günümüzde özellikle sosyal medyanın etkisiyle herkes“ünlü” ve herkesin“ego”su çok çok yüksek, benim de öyle. Ama hayatla ve yaptığınız işle ilgili ya alaylı olacaksınız ya da mektepli (mektepli olsanız bile yolunuz “alay”dan geçiyor gerçi). Ego konusuna döneyim; “alay”da bir yerlere gelebilmeniz için, bir şeyler öğrenebilmeniz için de “alay”ın kapısından girerken “ego”nuzu kapının önünde bırakmanız gerekiyor.

– Teknolojinin hayatınıza girmesiyle birlikte iş ve özel yaşantınızda ne gibi değişiklikler oldu?

“Her şey teknolojiyle birlikte kolaylaştı” demek isterdim ama genele baktığınız zaman teknoloji insanları “ayrıştırmaktan”, iş yaptığımız pazarları “büyütmekten” ama büyüttüğü kadar da “pastanın dilimlerini” küçültmekten başka bir işe yaramadı.

Şimdi okuyanlar diyecek ki “Git dağın başında yaşa o kadar şikâyetçiysen”.

Bunu “diyenlere” cevap veriyorum:

“Sorun”u bilmek ayrı, çözmek ayrı. Hele de çözülemeyecek sorundan “fayda sağlamayı” seçmek ayrı.

-İletişim fakültesi mezunu olmayan kişilerin medya sektöründe çalışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mesela ben mi? (Gülüyor)

Bunu sadece iletişim fakültesi olarak değerlendirmeyelim. Herkes eğitimini aldığı ya da dilediği işi yapabilse keşke.

Tabii ki gönül, sektördeki herkesin en azından “gerektiği kadar” mektepli olmasını ister ama maalesef.

-İletişim fakültesi öğrencileri kendilerini alanlarında nasıl daha farklı ve başarılı kılabilirler?

Bunu da hem iletişim fakültesi hem de diğer meslek kolları için, üniversite yıllarında olan gençler için yanıtlayayım.

Eskiden de aynıydı ama her geçen gün, şimdi söyleyeceklerim daha “kalın” harflerle yazılıyor!

“Günümüzde tek bir meslek var: “Satış ve Pazarlama”. Karpuzcu da olsanız, beyin cerrahı da, gazeteci de, bankacı da. Sahip olduğunuz bilgiyi, ürünü, görgüyü hedef kitlenize satamıyorsanız başarısız oldunuz demektir. Ve günümüzde herkes bir şekilde “marka”sını öne çıkartma yarışında. Bunun da en etkili ve neredeyse tek yolu sosyal medya.

Özetle sosyal medyanıza ve markanıza önem verin.

-Sosyal medyanın bilinçsiz kullanılması bireysel ilişkileri ve kişisel kontağı azaltır mı?

Şurada yan yana otururken bile ara ara gözüm akıllı telefonuma kaymıyor mu?

Biliyor musun? “İngiltere’de artık insanların yüzde 73’ü, sabah uyandıklarında yatakta önce eşlerine değil yatağın yanı başındaki akıllı telefonlarına bakıyorlarmış…”

-Sosyal medya tehlikeleri nelerdir? Sosyal medyada kendimizi nasıl güvenli kılabiliriz?

Ne kadar özelimizi paylaşırsak o kadar “güvenlik açığı”na neden oluyoruz aslında. Ben “yer bildirimi servisleri ve uygulamaları”nın kullanılmasından biraz “çekinceliyim”. Bir de çocuklarımızı sosyal medya gerçeğiyle “büyütmeliyiz”. Çünkü biz çocuklarımızı sosyal medyadan “sakınsak” da uzak tutmaya çalışsak da bir şekilde sosyal medya onlara “ulaşıyor”.

– Dijital ayak izlerimizin ileride bize ne gibi etkileri olur? 

Şöyle düşünelim: “LinkedIn’de sizi gördüm ve iş görüşmesine davet ettim. Her şey çok güzel geçti ve sizi “okey”lemeden önce arama motorlarında hakkınızda daha detaylı bir araştırma yaptım ve gördüm ki Facebook’unuzda her pazartesi “yahu dün gece yine çok içmişim, öğlen oldu ama hala yataktayım” mesajlarınız ve fotoğraflarınız var.”

Devamını anlatmama gerek yok sanırım?